Sevgiliye Mektup
Bana
uzattığın bit buket sevgiyi almaya korktu ellerim.İlk defa titredi
çekindi tutmaya o sevgiyi.Etraf buram buram sevgi kokarken benim için
benim içim sanki buz kesti.dona kaldım birden niye böyle olduğumu
bilmiyorum ama sevgi gözümü korkutmuştu.Sevgi her zaman acımı verirdi
insana.İllakide bir parçasını alevler içinde yakar daha sonrada ardına
bakmadan gidermiydi.Sevgi bu kadar acımasızmıydı. Zamanlama önemlimiydi
ki aşkta.O kalbin habersiz misafiri değimliydi.Benide bu haliyle
yakmadı mı?Beni eline alıp duvardan duvara vurup kalbimi kor ateşlerde
yakıp daha sonrada kapanmayacak yaralar bırakıp giden o değilmiydi?
Bunun için mi sevgiden bu kadar korkuyorum.Ben ki yasakları
dinlemez,nerede imkansız şey varsa onu istemez miydim?Peki niye şimdi
sevgiden kaçıyorum.Önceden ben onu kovalar bulmak için ne çabalar
harcardım.Ya şimdi kapımın önünde duruyor ama kapıyı açmak için
tereddüt ediyorum.İçeri girdiğinde yine üzülen ya ben olursam
Dayanabilir miyim ki?bu darbeye kaldırabilir miyim?
Ama her şeyin bedeli yokmuydu.Aşk her zaman mutluluk demek değil
ya.Dünyada en ağır bedeli aşk için ödüyoruz herhalde.Mutlu olmak
isteyenlere yanında promosyon olarak acı,keder ve gözyaşı veriyorlar.
Dünyanın en bedava şeyi hayal kurmakken biz onu dahi
yapamıyoruz.İçimizde koskocaman bir sevgi ağacı büyütmeye çalışıyoruz.O
ağacın her yaprağında bizim olduğumuz ama yapamıyoruz.Çünkü bir gün o
ağacın kesileceğini ikimizde çok iyi biliyoruz.İmkansız olanların
gerçekleşmeyecek hayaller kurmanın ne kadar aptalca olduğunu bildiğimiz
halde keşke böyle olmasaydı demekten alamıyoruz kendimizi.Gerçektende
aşkın zamanı yokmuş.Beyinde bir sürü soru bırakıp gidiyormuş.Eğer bu
soruların cevabı olsaydı demek ki aşk olmazmış.Sevgi insana keder ve
dertten başka bir şey getirmezmiş gelirken yanında.Sevgi bir şekilde
kalbe girerken mantık uçup gidermiş beyinden.Zaten mantığın olduğu
yerde sevginin işi de yok.
Kalbimi senin ellerine bırakırken hiç korkmamıştım.Bir hamur gibiydim
beklide istediğin gibi yoğurup daha sonrada bana bakıp işte benim
eserim diyebilirdin.Ama ikimizde çocuk değildik.ve olanların
farkındaydık.Bu aşk baştan sona kadar imkansızdı ve biz imkansızı
kovalıyorduk.Bunun sonu da bir yenilgiden başka bir şey değildi.Sevgi
ilk defa yenilecekti ve bizim bunu kaldırabilecek gücümüz yoktu.En
güzel çare sevgimizi kalbimize gömüp uzaklaşmaktı.Coşkun dereler gibi
çağlayan kalplerimizi susturmaktan ve o sevgi ağacının yaprakları
sararıp solmadan bu aşka bir son vermeliydik.Zaten yarını düşünmüyorduk
ki.Bizim yaşadığımız bugündü ve yarının hayatımızda yeri de yoktu.Çünkü
bu ikimize de uymazdı.Bizim sevgimiz konuşmaktansa susmayı tercih
ederdi tıpkı bizim gibi.Zaten sevgimizde bu yüzden yenilmedi mi?
Her şeyin ilacı olan zaman bizim sevgimizin ağrısını bile
kesmedi,kanayan yarasını durduramadı.Ve rapor sonucunda da yazdığı gibi
kanayan kalbimiz daha fazla dayanamadı oda sevgimiz gibi mücadeleye
yenildi…
