| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

BENCE ŞİMDİ SENDE HERKES GİBİSİN

 

Gönlümle bas basa düsündüm demin;
Artik bir sihirsiz nefes gibisin.
Simdi tâ içinde bombos kalbimin
Akisleri sönen bir ses gibisin.

Mâziye karisip sevda yeminim,
Bir anda unuttum seni, eminim
Kalbimde kalbine yok bile kinim
Bence artik sen de herkes gibisin.


«BENCE SEN DE SIMDI HERKES GIBISIN»

Gözlerim gözünde aski seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence simdi herkes gibisin

Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçiyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktim da iste iyice
Anladim ki sen de herkes gibisin

Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karisti simdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de simdi herkes gibisin


 

Nazım Hikmet

 

Sevgiliye Mektup

mektu

Üşüyorum:hüzün şarkıları söyleyen bir Sonbaharın zemheriye dönüşmesinin verdiği, fani bir üşüme hissi değil bu sevdiğim ve ellerim buz kesmiş olmasına rağmen, ıssız bir gecede yokluğuna mahkum bir ruhla seni yazarak unutuyorum üşümüşlüğümü... Yoruldum artık biliyor musun? Tek taraflı bir hayatı omuzlamaktan, hayatın yükü altında ezilmekten; birilerini arayıp sormaktan, anlatamayıp dinlemekten, sevmekten, seni beklemekten, her yeni güne belkilerle başlamaktan, sadece hıçkırıklarımı kendim duymalarımdan yoruldum ve sefaletin zincirleriyle hapsedilmiş bir aşkın yalnızlığında tükendim. Sabret diye diye erittim sabır taşlarını, bir an ümitsizliğe düşsem hayalin çıktı karşıma, gözlerine baktım ve kendimi yerli yerinde bulunca güzel gözlerinde, güç aldım acıların binlerce çeşidine karşı ama sabredecek gücüm kalmadı, hayalinin gözlerinde duramadım sevgili. Oysaki nasılda ihtiyacım var sana, bilemezsin. Sarılsan bana bir annenin evladına gösterdiği o kutsal şefkatle, başımı göğsüne yaslasam ve yiten ümitlerimin ayak seslerini duysam kalbinin atışında, içine düştüğüm çaresizlikle birlikte sana sımsıkı sarılırken, sıcaklığını hissedip boğazıma düğümlenen ve içimde yankılanan hıçkırıklarımı özgür bırakıp ağlasam. Sen saçlarımı okşasan bir babanın nasırlı elleriyle oğlunun saçlarını okşadığı gibi ve ben içimdeki zehiri nehir misali akıtsam ne güzel olurdu sevgili. Ama yoksun işte ve ben bunların hepsi bir hayalden öteye gidemiyor, ne acı değil mi? Dostlarım, bugüne dek hayatıma giren tüm sevenlerim, değer verdikçe canımı alan sevdiklerimin yokluğu kadar gerçek yokluğun... O kadar yalan ki insanların gülümsemeleri, o kadar menfaatperest olmuş ki yeryüzünde herhangi bir anı paylaştıklarım, artık alınacak bir canım, bir parçam kalmadığı için bir anda yok oluverdiler. Bir fotoğraf geldi gözlerimin önüme şimdi, kimdi hatırlamıyorum o fotoğrafı çeken, hatırladığım tek şey var ardında akbabanın olduğundan habersiz bir Afrikalı çocuğun çaresizliği ve resmi çeken kişi intihar etmişti sanırım o anı o karede ölümsüzleştirdikten sonra... Çünkü o çocuk ruhunu akbabaya teslim etmişti. Çaresizliğim o Afrikalı çocuğun ki gibi ve azabım o fotoğrafçınınkiyle aynı derecede acı verici, sevdiğimi sunduğum kim varsa sevgili, hepsi birer birer o akbaba gibi olup çıktı. Ama ben şimdiye kadar savaştım hayalinin sayesinde, bir yerlerde var olduğun ümidiyle yaşadım, seni delice sevdim ve yokluğunda bile seni içimde yaşattım her nefes alışımda... Ta ki, bu yazıyı kaleme aldığım şu ana kadar dayanabildim, bu saate kadar sen gelmedin, ruhumu akbabalara teslim ediyorum, gelsen de kurtaramazsın artık... Herkes bayram sevinci yaşıyordu sevdiğim. Kim bilir sende yaşadın belki, kutlu olsun geçmiş bayramın ve gelecek olan bayramların ve ben bu bayram sabahı yine sessizce ağladım. Her bayramda olduğu gibi.... Kimsesizdim, çalmadım kimselerin kapılarını, kimsesizliğim kapımı çaldı, kapattım kendimi hücreme, gecenin karanlığına gizlenip çıktım dışarı gece saklar beni diyerek, kimsesizliğimle bayramlaştım, yalnızlığımın elini öptüm, sefaletimi bir tabakta sundum şeker tadında firari ruhuma... İçini karattım değil mi? Affet beni sevgili, inan ki bunun tek sebebi; kimsesizliğimden, kalabalıklarda bile yalnızlaşmamdan, sefaletimin bana sunduğu çaresizlikten ve bir sen kaldın bu çaresizliğin ortasında tek dayanağım, içimi dökebileceğim, yazarak yaşadığım bir sen varsın, sadece sen anlarsın beni, dilinde zehir zemberek kelimeleri cansız kağıtların bedenine aktarırken sıcaklığını hissettiren ve seni bana getiren kalemimden başka tek sen varsın beni anlayabilen, beni terk etmeyen bir sen kaldın. Affet! Sonuçta bende insanım, sana toz pembe bir dünya vermek, seninle toz pembe düşler kurmak isterdim. Gerçekliğinle el ele verebilseydim, iyi bir Ferhat olurdum ya da aşk ile yanmaların ötesine geçmiş bir Mecnun olurdum uğrunda, şüphen olmasın. Seninle gezmek isterdim, sen ne istersen alabilmek, gözlerine bakarak geceleri şiirlendirmek isterdim; bir yuvamızın olmasını, çocuklarımızın şen kahkahalarıyla şenlenmek, sen olunca yanımda üzülmelerin bile bir anlamı olurdu eminim. En çok neyi isterdim biliyor musun sevgili? Seni yazmak yerine yaşamak olsaydı kaderimde, ölüm kederlendirmezdi beni, doya doya yaşardım seni ve o an ölümsüzleşirdim. Kaç zamandır yokum kendimde, kaç zamandır yoksun. Ne ben alışabildim sensizliğe, ne tütün kokusu sinmiş odam alışabildi hayalinsizliğe... İnan çok gücüme gidiyor; öykülerimde can bulan kadınların senin yerine beni sahiplenmesi ve kimsesiz sokaklarda attığım her adımla sen uzaklaşıyorsun sanki, bunu düşündükçe, sensiz kalmak gücüme gidiyor sevgili. Gözlerimi açmak bile istemiyorum, sensiz bir güne başlayacağımı biliyorum ve onulmaz yaralar açıyor ruhumda, gözlerimi açmıyorum bende, tüm dünya beni uykuda biliyor, oysa uykuyu unutalı çok oldu. Hayalinde can bulan gülüşünü özledim. Kendimde unuttuğum ne varsa bulduğum hayalini özledim. Seni çok özledim, özlemlerim işgal edince yüreğimi, delice bir istekle, Neroncavari bir arzuyla bu şehri yakmak istedim, vazgeçtim daha sonra; eğer ateşe mahkum olursa bu şehir bende yanarım, bilmekteyim yanmaların acısını ama senin bu acıyı bilmeni istemiyorum sevgili. Sen yanmaları bilme, sensizliğimde yanmalarımı bilmediğin gibi... Bilme! Nasıl da huzursuzum. Evimin çatısına tüneyen bu baykuş, Azrail’in habercisi gibi, ölümün yaklaştığını haber veriyor sanki, annem hastalandı yine, ayağı tutmaz oldu. Ben çaresizim, sefilim ve sefaletime bir aşkla seni dahil etmekten, sonrasında kaybetmekten korkuyorum. Daha bin bir çeşit dert başımda, görsen tanıyamazsın beni, genç yaşta karlar yağdı saçlarıma... Sıkıntılarda sevinçlerin olduğu gibi biz insanlar için. Geçecek elbet bu günler, seni kocaman bir gülümsemeyle karşılayacağım bir gün sevgili. Bekliyorum seni, unutma beklemelerimi. Seni seviyorum.

Sevgiliye Mektup

Bana uzattığın bit buket sevgiyi almaya korktu ellerim.İlk defa titredi çekindi tutmaya o sevgiyi.Etraf buram buram sevgi kokarken benim için benim içim sanki buz kesti.dona kaldım birden niye böyle olduğumu bilmiyorum ama sevgi gözümü korkutmuştu.Sevgi her zaman acımı verirdi insana.İllakide bir parçasını alevler içinde yakar daha sonrada ardına bakmadan gidermiydi.Sevgi bu kadar acımasızmıydı. Zamanlama önemlimiydi ki aşkta.O kalbin habersiz misafiri değimliydi.Benide bu haliyle yakmadı mı?Beni eline alıp duvardan duvara vurup kalbimi kor ateşlerde yakıp daha sonrada kapanmayacak yaralar bırakıp giden o değilmiydi? Bunun için mi sevgiden bu kadar korkuyorum.Ben ki yasakları dinlemez,nerede imkansız şey varsa onu istemez miydim?Peki niye şimdi sevgiden kaçıyorum.Önceden ben onu kovalar bulmak için ne çabalar harcardım.Ya şimdi kapımın önünde duruyor ama kapıyı açmak için tereddüt ediyorum.İçeri girdiğinde yine üzülen ya ben olursam Dayanabilir miyim ki?bu darbeye kaldırabilir miyim? Ama her şeyin bedeli yokmuydu.Aşk her zaman mutluluk demek değil ya.Dünyada en ağır bedeli aşk için ödüyoruz herhalde.Mutlu olmak isteyenlere yanında promosyon olarak acı,keder ve gözyaşı veriyorlar. Dünyanın en bedava şeyi hayal kurmakken biz onu dahi yapamıyoruz.İçimizde koskocaman bir sevgi ağacı büyütmeye çalışıyoruz.O ağacın her yaprağında bizim olduğumuz ama yapamıyoruz.Çünkü bir gün o ağacın kesileceğini ikimizde çok iyi biliyoruz.İmkansız olanların gerçekleşmeyecek hayaller kurmanın ne kadar aptalca olduğunu bildiğimiz halde keşke böyle olmasaydı demekten alamıyoruz kendimizi.Gerçektende aşkın zamanı yokmuş.Beyinde bir sürü soru bırakıp gidiyormuş.Eğer bu soruların cevabı olsaydı demek ki aşk olmazmış.Sevgi insana keder ve dertten başka bir şey getirmezmiş gelirken yanında.Sevgi bir şekilde kalbe girerken mantık uçup gidermiş beyinden.Zaten mantığın olduğu yerde sevginin işi de yok. Kalbimi senin ellerine bırakırken hiç korkmamıştım.Bir hamur gibiydim beklide istediğin gibi yoğurup daha sonrada bana bakıp işte benim eserim diyebilirdin.Ama ikimizde çocuk değildik.ve olanların farkındaydık.Bu aşk baştan sona kadar imkansızdı ve biz imkansızı kovalıyorduk.Bunun sonu da bir yenilgiden başka bir şey değildi.Sevgi ilk defa yenilecekti ve bizim bunu kaldırabilecek gücümüz yoktu.En güzel çare sevgimizi kalbimize gömüp uzaklaşmaktı.Coşkun dereler gibi çağlayan kalplerimizi susturmaktan ve o sevgi ağacının yaprakları sararıp solmadan bu aşka bir son vermeliydik.Zaten yarını düşünmüyorduk ki.Bizim yaşadığımız bugündü ve yarının hayatımızda yeri de yoktu.Çünkü bu ikimize de uymazdı.Bizim sevgimiz konuşmaktansa susmayı tercih ederdi tıpkı bizim gibi.Zaten sevgimizde bu yüzden yenilmedi mi? Her şeyin ilacı olan zaman bizim sevgimizin ağrısını bile kesmedi,kanayan yarasını durduramadı.Ve rapor sonucunda da yazdığı gibi kanayan kalbimiz daha fazla dayanamadı oda sevgimiz gibi mücadeleye yenildi…

NEDEN

 
Yine aynı hüsran yine aynı kelimeler hayır olmaz olamaz mümkün değil ben senin dostluğunu seviyorum.Hep alıştığım kelimeler hep alıştığım cevaplar. Neden hep ben bu kelimelere mahkum bırakılıyorum.Ben ne yapıyorum sana karşı çok iyiyim ondan mı ya da çok anlayışlıyım ondan mı kaybediyorum.Neden hep ben dinliyorum seni kendimi dinletemiyorum sana.Neden sana karşı hep ben alttan alıyorum.Ben hergün seni burda bekliyorum ha geldi ha gelicek diye içimde bin bir ümit kırıntıları besleyerek.Gelmeyince boynumu büküyorum güneşe hasret manolyalar gibi. Seni düşünüyorum içimde kuruntularımla beraber.Her gece seni beklerken yelkovan akrepe kaç kez tur bindiriyor biliyormusun.Dalga geçercesine.Bende ne düşünceler aklımı kemiriyor biliyormusun.Nerden biliceksin öyle değilmi benim senin düşündüğümün milyonda biri kadar beni düşünseydin ancak o zaman belki bilirdin.Belki o an aklına gelirdim.Sen biliyormusun ben senin aklında bir saniyelik bir yer kaplamak için neler verirdim.Seninle bir satır dahi olsa konuşmak için neleri ertelerdim.Nerden biliceksin.Neden benden dost arkadaş oluyor neden benden sevgili olmuyor.Neden ben hep karşılıksız aşklar yaşamak zorunda kalıyorum.Neden bana böyle yapıyorsun.Sana Meleğim diyorum ama sen beni görmüyorsun.Ben neden bu kadar kötüyüm senin gözünde sana yakışmıyormuyum. Beni senin gözünde diğerlerinden farklı kılan nedir. Yoksun yine gittin kim bilir nerelerdesin.Kim bilir neleri düşünüyorsun.Kim bilir ne hayaller kuruyorsun içinde benim olmadığım.Yarın burda olucakmısın bilmiyorum.Seni tekrar görebilecekmiyim onu hiç bilmiyorum.Ama şunu biliyorum bana hayatında bir yer vermeyeceksin.Beni yanında istemeyeceksin.Seninle her konuştuğumda içimde birşeyler kopacak yine depremler olucak beynimde savaşlar çıkacak.Ben yine her gün seni bekleyeceğim.Bu gün gelirsin diye.Ben yine umutlar besleyeceğim yüreğimde belki bana bir gün gülersin bir şans verirsin diye.Ama vermeyeceksin benim olmayacaksın ve ben yine burda yalnız acı hüsran ve sitemlerimle beraber tek başıma harap olacağım MELEĞİM...

TERK EDİLENDEN SANA

Sana bu satırları terk edilmişlerin ülkesinden yazıyorum.

Buralara yaz uğramıyor.Mevsimlerin hepsi kış. Sen beni terk ettiğinden beri burası zindan oldu bana burası benim evim oldu. Terk edilmişlerle dertleşip onlarla ağırlıyoruz güneşi. İçimiz buruk. Hepimiz terkedilenlere ağlıyoruz.

Mutlu olanlar dalga geçiyor. El ele sevgilileriyle geçip yüzümüze bakıp bakıp gülüyorlar. Seni seviyorum diyen dillerin konuşmasını duymuyor kulaklarımız.

Burada mevsim kış üşüyoruz.Tüm terk edilenler tüm yalnızlar üşüyor.

 

Mutluluk Kaynağı

Öğreniyorum...

Seni sevdiğim için gülebiliyorum böyle içten güne mutlu başlamaya karar verişim hep seni sevişimdendir.Seni düşündüğüm an  yüreğimdeki mutluluğu tebessümlere döküyorum.Güzelliklerde hep seni görüyorum.Seni düşünmekten bitkin düşüyorum bazı geceler.Bu tatlı yorgunlukta yarı kapanan gözlerimde gülen hayalin beliriyo.Hayalini karşıma alarak uyuyorum aynı hayhalle uyandığım uykularımı...

Güneş doğar doğmaz geçip göz kamaştıran sıcaklığının karşısına sana seni ne kadar çok sevdiğimi anlatıyorum.Seni sevdiğimi söyleyerek başlıyorum güne ve yine mutlu olmaya karar veriyorum. Mutlu olabiliyorum..Mutlu olmam için o kadar çok neden var ki göğün sonsuzluğunda ağaçların yeşilinde güneşin sarısında hep  seni görüyorum.Kulağıma gelen seslerde hep seni işitiyorum.

Rüzgarların tatlı serinliği yüreğimi okşayan sevgini hissediyorum ve bütün güzelliklerin farkına varmamı sağlayan seni seviyorum.Mutlu olmam için o kadar çok neden var ki 

Ve biliyorum bana gülümseyişin kadar sevdim gülümsemeni bir sabah dudaklarına takıp beni mutlu edeceksin...

Sevgili ''Mutluluk Kaynağı''

Seni Seviyorum

 

YOKSUN

Yoksun...Kocaman bir boşluk bu bendeki...

Duygularımı evcilleştirmeye çalışıyorum ve yoksun .

Hiç bir zaman olmadın olmayacaksın. Hırçın gecelerin hesabını soracağım kimse yok.Sen yoksun bu kaos içinde yok olup gideceğim ve kimse bilmeyecek.

Bütün yeşilimle bütün sarımla bütün varlığım ve yokluğumla sana hasret sana susamış sana aç gideceğim bilmeyeceksin görmeyceksin.Ama olsun seni özlesemde seni seviyorum çünki sen yoksun..

 

Ölüm

erkek 

Önemli değil çekip gitmen ardına bakmadan.

Gözlerim dolar ağlarım, ama geçer.Unuturum senide onlar gibi.

Yıllar sonra adını bile hatırlamam belki önemli değil beni sevip sevmemen...

Arkamdan gülüp alay etmen tıpkı onlar gibi iğrenirim senden ama yazık kocaman bir sevgiye güzel anılara aşka yazık.Sana veya bana değil.

Sanma yer yüzünde aşık bitecek, aşk bitecek, sevenler senin gibi vazgeçecek... Onlar el ele devam ederler...

Ama korkmuyorum artık yalnız kallmaktan Aşk'ta kaybetmekten, artık yorulmuyor yüreğim sevgilere kırılmıyor darılmıyorum gidenlere... Ama tek korktuğum şey seni bir yok için kaybetmek yüreğimden... Koparıp atmak... Sesini duymadan uyumak,  geleceğe sensiz yürümek.Zor değil bunlara alışmak, tanıdığım şeyler bunlar... İlk kez yaşamayacağım, sonda değil belki... Ama seninle paylaşmak varken herşeyimi, sensiz yaşamak ölüm.

Ey Yabancı

yalnızlık 

Sana sevdamı verdim.Gönlümden geçen en güzel duygularımı kalbimden geçen sonsuzluğu. Sana sevgimi verdim sana aşkımı verdim sana kendimi verdim. Ey yabancı! Ellerim seni arıyordu akşamları kulağım sana susamıştı sesisni duymak istiyordu gecenin saat birinde.Ey yabancı ! Ben seni kuralsız sevdim. Aşkıma kural koyma.Sevgime sınır koyma.Gönlümü kilitleme...

Sana söylüyorum yabancı.Seni çok özledim çok.İçim belki buruktu bu şehirde, kalbim kırıktı, yüreğim acıyordu, ellerim ulaşamıyordu sana ve ellerine.Gözlerim bakamıyordu gözlerine.İçimi döküyordum hergün, her akşam bom boş dizelere...

Sevdamı kaleme getirip yazıyordum aklım sıra.Olmadı be yabancı olmadı!Okuyamadım, hep korktum sevdamın büyüklüğünden aşkımın sonsuzluğunda.Belkide seni kaybetme korkusundan.

Sana söylüyorum ey yabancı ! Ben seni kuralsız sevdim seni tanıdıkça seveceğim bu kuralsız yolda.Sevenler kavuşmazmış derler. Olsun be yabancı ! Bizde sevdamızı kalbimize gömüp gideriz başka diyarlara...Eskidende böyle bir sevgilim var deyip iki damla göz yaşı süzülür gözlerimizden kalbin boşalır ağlarsın ardım sıra.Kalbin dile gelip yalvarır  ''Beni sevdiğime götür'' diye.Belki o zaman kalbine doğarım...

Yanında olmasamda...

Yine seni sever, yine seni korur, seni ararım.İşte yabancı ben seni kuralsız sevdim.Aşkımıza sevgimize asla kural koyma.

Ben bir aptalım.Hala seni düşünüyorum.Senin beni hiç düşünmediğini bile bile...Anlarım saatlerim günlerim hep seninle geçiyor.Benim asıl korkum ömrümün kalan bölümlerininde seninle geçicek olması.Ben bunu hiç istemiyorum.Eski halime geri dönmek mutlu olmak seni hiç tanımamış olmak istiyorum.

İmkansız olduğunu bile bile neden sever insan ? Neden hep olmazların peşinden koşar yüreğim ? Neden acı çekmeye mahkum ediyorsun beni ? Neden ben senin gözünde değersizim? Ama benim böyle hissetmeme neden olan sebep sensin.Seni o kadar sevmişim ki bom boş oluşumu bile kabul etmişim.

Aslına bakarsan sende benden farklı değilsin.Daha daha boş oluşunun dışında.Sende sıradan birisin.Ama bir şeyi unutmayalım senin birde mükemmel gözlerin var tek servetin.

Benim sana harcayacak daha fazla vaktim yok .Hayat senin aklından bile daha kısa.Biliyorum sen bunada güler geçersin. Çünkü sanırsın ki başka birşey gelmez elinden...

Ama sadece bana bir gülsen...